makaleler Category

Genel, makaleler

BAŞARININ TEMEL PRENSİPLERİ

Başarı ve başarısızlık arasındaki çizgide mi duruyorsunuz? Başarılı olup olmadığınızı mı sorguluyorsunuz? Yoksa nereden başlayacağınızı mı bilmiyorsunuz? O halde hep birlikte Başarı’ya farklı bir açıdan bakarak, temel prensiplerine bir göz atalım.

Hafta sonu bir eğitime katıldım ve oradaki katılımcılardan birinin “Paran veya statün yoksa başarısız sayılırsın. Bugpexels-photo-59197ün artık herkes sadece bunu önemsiyor” demesiyle, diğer katılımcılar arasında başarı ile ilgili bir tartışma başladı. Herkes kendi fikrini savunmaktaydı, ama temelde savunulan şey başarının göreceli olduğu ve kişiden kişiye farklılık gösterdiği yönündeydi.

Bu açıdan bakınca herkes haklıydı tabi – sonuçta bazıları para kazanınca, bazıları sosyal statü elde edince, bazıları terfi edince, koyduğu hedefe ulaşınca veya okulundan mezun olunca kendini başarılı olarak görmekteydi, ama aslında “başarı” bu muydu acaba?

Eve döndüğümde tartışma konusu hala aklımdaydı, hayattaki tüm başarılarımı hatırlayabildiğim kadarıyla gözümün önüne getirmeye çalıştım. Ne zaman, neden ve nasıl başarılı olmuştum? Sonra da başarısızlıklarımı düşündüm, nasıl korktuğumu, utandığımı ve tekrar denemekten çekindiğimi hatırladım.

Neden başarınca kendimizi iyi hissederiz, kendimizle gurur duyarız da, başarısız olunca utanırız, herkesten saklamak isteriz? Başarmak bizim için neden bu kadar önemli?

Bunun nedeni sanırım kendimizi ve hayatı çok fazla ciddiye almamızdır.

Kibrimizden ve kendimizi fazla önemsemekten vazgeçersek, başarısızlığın üzerimizdeki gücünü zayıflatmış oluruz. Başarısızlığa yüklediğimiz anlam değişince, başarıya ulaşmamız daha da kolaylaşır.

Kendi değerimizi dış dünyada elde ettiklerimizle tanımladığımızda, özümüzden uzaklaşarak kendimizle olan bağı koparmaktayız. Bir anda kazandığımız para, uğruna çalıştığımız terfi, almak istediğimiz bir üst model araba bizi tanımlamaya başlamakta.

Böyle olunca da, aslında ne kadar kusursuz ve mükemmel yaratıldığımızı unutup, öz-değerimizi çevremize övünerek sergilediğimiz şeylerle belirliyoruz. Onları elde edemediğimiz vakit bütün dünyamız yıkılıyor ve kendi gözümüzde değerimizi kaybediyoruz.

Halbuki,

Başarılı olmak için tüm donanıma sahip, mükemmel varlıklar olduğumuzu hatırlarsak, üzerimizdeki zırhla korunmak yerine, sınırsız potansiyelimizi ve bilgeliğimizi kullanarak kendimizi fethedebiliriz.

Özümüze ulaşmak için gücümüzü kendi üzerimizde kullanabiliriz. Ancak o zaman gerçek, olması gereken şekilde harekete geçmiş oluruz.

Başarılı olmak için harekete geçmek şart!

Teoriden pratiğe geçirmediğimiz hiçbir şey hayatta yerini bulmayacaktır. Picasso’nun da dediği gibi “Harekete geçmek tüm başarıların temel anahtarıdır“.

Bir hedefiniz varsa, harekete geçin!

Hata yapmaktan korkmayın, çünkü bu korku hayallerinizi ertelemenize ve hayata karşı hep garantici ve re-aktif olmanıza sebep olur. Kendisini hep geride tutan ve harekete geçmek için doğru zamanı bekleyen kaç kişi tanıyorsunuz? Bunlardan kaçı amacına ulaşmış durumda?

Bu kişilerden biri olmanıza gerek yok!

Hayat deneyimlerden ve her deneyimden alınan keyiften, dersten, öğrenilen ve tecrübe edilen yeni şeylerden ibarettir.

Pasif durmak, hayatın akışına direnmek demek. Aktif olmak, kendine şans tanımak, hayatı kabul etmek ve yaşamak demek.

Başarı ve Başarısızlık arasındaki en büyük fark, elde edilen sonucu nasıl algıladığımızla ilgilidir.

Aslında, ilk denemede başaramamak o kadar da korkulacak bir şey değil. Hiç hata yapmadığınızı bir düşünün; neyi başarma şansınız olabilir ki? Denemeden, kendi gücünüzü, iradenizi ve istekliliğinizi nasıl fark edebilirsiniz?
NBA’ye göre tüm zamanların en büyük basketbolcusu olarak kabul edilen Michael Jordan’ın çok sevdiğim bir sözü var. Jordan der ki “Hayatımda defalarca hata yaptığım için başardım.” Bu sözlerden ilham almak gerek!

Hata yaptınız diye kendinizi acımasızca eleştirmeyin. Sonuçta, hatanın amacı bize bir daha ki sefere neyi farklı yapmamız gerektiğini göstermektir.

Başarılı insanların temel prensiplerinden biri hata yapmaktan korkmamaktır, çünkü hepsi için öğrenmenin birincil formülü yaşadıkları başarısızlıklardır. Thomas Edisona yaptığı keşiften ne öğrendiğini sorduklarında, “9000 defadan fazla neyi yapmamam gerektiğini öğrendim” diye cevap vermesi buna en güzel örnektir.

Şartlandırılmış zihninizden kurtulup, konfor alanınızın dışına çıkınca, kendiniz için en doğru çözümleri ve cevapları bulma fırsatını yakalamış olursunuz. Bunun için değişime istekli olmak, cesaret etmek, girişimde bulunmak ve girişiminizde sebat etmeniz gerek.

Zihninizdeki dünden gelen programları yıkmadan, sizi yarına taşıyacak yeni programları oluşturamazsınız.

Kendinizi dünden ve geçmişten özgürleştirmeye istekli olun. Bunu yapmak için harekete geçin, hata yapmaktan korkmayın, çünkü başarmanın en temel koşulu ilk adımı atmaktır.

Şimdi sıra sizde; hayatta neyi başarmak istiyorsunuz? Hangi hayaliniz uğruna harekete geçmek için doğru zamanın gelmesini bekliyorsunuz? Kendinizde bir değişiklik yaparak, daha fazla beklemek yerine şimdi harekete geçmek hayatınıza neler katacaktır?

Düşüncelerinizi paylaşmanız beni mutlu edecektir.

Daha Fazla

makaleler

Hayal Kurmaya Cesaret Edin

Hayal kurmayı severmisiniz? Kim sevmez ki, sonuçta hayal kurmak insanın doğasında var, üstelik ruh sağlığımız ve kişisel gelişimimiz için çok faydalı. Ne var ki, bugün okuduğum bir yazı beni hayaller ile ilgili hayal kırıklığına uğrattı.

Continue Reading

Daha Fazla

makaleler

Başarının Yeni Tanımı!

Başarının varlığı veya eksikliği bizim için neden bu kadar önemli? Bazı kişiler mutlu ve yaptığı işten keyif alıp adeta başarıdan başarıya koşarken, bazıları ise mutsuz, depresyonun eşiğinde ve çaresiz hissederler. Başarılı olan insanları diğerlerinden farklı kılan nedir? Neden bu kişiler hedeflerine daha kolay ulaşırlar, daha yaratıcıdırlar, sezgilerini daha iyi kullanırlar? Sahip oldukları güç nedir!

Continue Reading

Daha Fazla