Hayatınızı değiştirmek istediğinizi, ama bunu yapamayacağınızı hiç düşündünüz mü? Kendi gücünüzü, imkanlarınızı veya becerilerinizi sorguladınız mı? Evet dediğinizi duyar gibiyim, çünkü yeryüzündeki her insan yaşadığı tecrübelerle kendi potansiyelini keşfetme sürecinden geçmiştir. İçimizde en başarılı olanların bile zaman içinde istekliliği ve iradesi kendi zihni tarafından sınanmıştır.

Hepimiz daha sağlıklı, daha mutlu ve bizi tanımlayan bir hayat yaşamak isteriz. Başka bir değişle, kendimizin en iyi haline ulaşmanın hayalini kurarız. Bu hayal bazen öyle güçlü bir istek uyandırır ki, düşüncesi bile bizi müthiş heyecanlandırır ve enerjimizi yükseltir. Ne var ki, sonra sanki hata yapmışız gibi kurduğumuz hayali sorgulamaya başlarız. Bir yandan rasyonel olmaya çalışken, diğer yandan etrafımızda kaç kişinin böyle bir hedefi gerçekleştirebildiğini düşünürüz. “Keşke…”, “ama olmaz ki…” veya “bu konu beni aşar…”  türünden düşüncelerle boğuşurken, içimizdeki hevesin yerini derin bir ümitsizlik alır.

İnsanlar sağlıklarıyla, işleriyle, ilişkileriyle veya finansal durumlarıyla ilgili hayallerinden, gerçekleştirebileceklerini düşünmedikleri için çok defa hiç denemeden kolayca vazgeçerler. Bunun nedeni yapabilme güçlerine olan inançsızlıklarıdır. Bu güvensizliğin altında çok defa yetersiz hissetme, hak etmeme duygusu, başarısızlık korkusu, eleştirilme endişesi gibi bizi aşağıya çeken duygular yatar. Bundan dolayıdır ki, çok defa sadece hayal kurmakla yetiniriz ve onu gerçekleştirmek için herhangi bir girişimde bulunmayız. Yenik düştüğümüz korkulara ve endişelere kapılarak hareketsiz kaldığımız için kendimizi oyunun dışında buluruz.

Bir bakmışız ki, bizim hayalimiz, artık başkasının gerçeği olmuştur!

Gelişmek ve büyümek istediğimiz halde, kendimizi neden engellediğimizi anlamak için her seyden önce, beynimizin çalışma şeklini ve bunun hayatımızı nasıl etkilediğini anlamamız gerek.

İnsan beyni tahmin yürütme prensibiyle çalışır

Herhangi bir olaydan veya girişimden önce kendimizce bir öngörüde bulunuruz, elde edebileceğimiz sonuca dair bir beklenti oluştururuz. Ne var ki, bu beklentiler yaşam şeklimizi değiştirmek, kilo vermek, işimizde terfi etmek veya bir ilişkiyi başlatmak için yapacağımız hareketleri etkilerler. Bunun nedeni geçmişte yaşadığımız tecrübelerin geleceğe ilişkin referans oluşturmalarına izin vermemizdir. Bunu bilinçli yapmadığımız için, çok defa farkında olmadan eski deneyimlerimizi geleceğe yansıtırız ve kendimizi elde edeceğimiz başarıdan, sağlıktan veya aşktan alıkoyarız.

Harvard Üniversitesinden Dr. Daniel Schacter’in yaptığı çalışma bu durumu çok net açıklamaktadır. Dr. Schacter’a göre, geçmişi veya geleceği düşününce beynimizde aynı bölümler aktive olurlar. Hayatımızın daha önceki yıllarında aldığımız sonuçlar, gelecekte de aynı sonuçları alacağımıza dair beklenti oluştururlar. Bu beklentiler geleceğin, geçmişten daha farklı olabileceğine dair inancımızı engelleyerek, kararlarımızı ve davranış şeklimizi etkilerler.

GEÇMİŞ                                       GELECEK

(Görsel Dr. Daniel Schacter’in çalışmasını göstermektedir)

Farklı sonuç almak için farklı düşün

Geçmişte aldığımız sonuçların etkisi altında kalmadan hareket edebilmek için kendimizi eski inançlarımızdan ve duygularımızdan özgürleştirmemiz ve yeni bir mindsete veya başka bir ifadeyle yeni bir düşünce ve davranış yapısına sahip olmamız çok önemli.

Geçmişteki hikayalerimizin davranışlarımızı yönetmelerine izin vermemek için gelecekteki tecrübelerimizle ilgili olumlu beklentiler geliştirmemiz gerek. Olumlu olmak, bahçenizi ot basmışken “bahçemde ot yok, her yer çiçekle dolu” diye düşünmek yerine, bahçenizin gerçek durumunu görerek, bunu değiştirebileceğinize inanmaktır.

Pozitif olmak, beynimizde bulunan ve haz alma duygusunu kontrol eden Ödül devresini harekete geçirir. Yaptığımız şeyden haz almak, davranışlarımızı tekrarlamamız için bizi motive eder. Olumlu davranışlarımızı tekrar etmek ise, zaman içinde bizi geliştiren yeni alışkanlıklar kazanmamıza neden olur.

Yeni ve iyi alışkanlıklar, bizi geçmişin gölgesinde kalmadan, başarılı bir geleceğe taşırlar.

Bunu başarmak için;

1.Kendinize koyduğunuz hedeflerle ilgili ne hissettiğinize, sizde hangi duyguları uyandırdığına dikkat etmeniz çok önemli. Ne hissettiğinizi bilirseniz, hedefinizle ilgili nasıl hareket edeceğinizi de bilirsiniz. Nihayetinde, hiç kimse kendisini kötü hissettiren bir şeye emek vermek istemez, değil mi?

Hedefinizle ilgili kendinizi iyi hissederseniz, davranışlarınız da yapıcı olur!

2. Olumsuz duyguların (korku, endişe, şüphe, güvensizlik gibi) yerine hangilerine yer vermek istersiniz? Hangi sonuçları alırsanız kendinizi iyi hissedersiniz? Sonuçlarla ilgili beklentilerinizi tanımlayın.

Ne elde etmek istediğinizi bilmek, size hedefinize ulaşma sürecinde kılavuzluk edecektir.

3. Arzu ettiğiniz sonuca ulaşmak için yapmanız gereken şey nedir? Bir hareket planı oluşturun ve bu plana göre ihtiyaçlarınızı belirleyin. Bunlar, geliştirmeniz gereken bir beceri, öğrenmeniz gereken bir şey, bulmanız gereken finansal kaynak, size yol gösterecek mentor olabilirler. Planınız  doğrultusunda karşınıza çıkacak fırsatlara karşı algınızı açık tutun.

Odağınızı tünelin sonundaki ışığa yöneltirseniz, ona doğru atacağınız her adım sizi hedefinize daha çok yakınlaştıracaktır.

Başarmak istediklerinize inancınız tam ve motivasyonunuz yüksek olursa, hedeflediğiniz değişim için ihtiyaç duyacağınız güce sahip olursunuz.

Hayatımızdaki iyilikleri ve güzellikleri paylaşarak çoğaltabiliriz. Yeni yılda başarısına katkı sağlamak istediğiniz bir arkadaşınız, aile ferdi veya iş arkadaşınız varsa bu yazıyı paylaşarak kendisine ışık tutabilir ve ilham olabilirsiniz.

Kendinize belirleyeceğiniz hedeflerle daha mutlu, sağlıklı ve güzel bir yıl geçirmenizi dilerim.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir