Günlük hayatımızda korku veya endişeyi sık sık yaşarız , ancak bu duygularla nasıl baş edeceğimizi bilmemek, bizi umutsuz ve çaresiz durumda bırakmaktadır. Kişisel veya toplumsal hayatımızda yaşadığımız korkulara karşı genel tepkimiz onlardan kaçınma yönündedir,  halbuki böyle durumlarda kritik olan şey, korktuğumuz andaki tavrımız ve davranış şeklimizdir.

fear&anxiety

 

İrademizin dışında hissettiğimiz ve önleyemediğimiz korkunun başlıca nedeni insan beyninin ta kendisidir.

İki milyon senelik olan insan beyni, bizi mutlu etmek için dizayn edilmemiştir. Onun başlıca görevi, en temel içgüdümüz olan, hayatta kalmak için çalışmaktır. Hayatta kalma güdüsü ise korku ile tetiklenmektedir.

Günlük hayatımızda korktuğumuz veya strese girdiğimiz önemli veya önemsiz pek çok olayla karşılaşırız. Bu olayları hayatımızdan ayıklayıp yok etme imkanımız olmadığı için, yapabileceğimiz tek şey bizi korkutan veya endişelendiren durumları yönetebilmeyi öğrenmektir.

Korku ve endişe, herkeste kendisini farklı şekilde gösterse de, ortak bazı özellikleri vardır. Mesela;

  • sıkıntılı düşünceler kendilerini hep tekrar ederler,
  • bu düşünceler, üzerinizdeki kontrolü ele almış gibi hissettirirler,
  • kendinizi kontrolsüz hissettiğiniz için korku duymaya başlarsınız,
  • korkunuza odaklandıkça daha çok endişelenirsiniz,
  • endişeleriniz arttıkça, içinde bulunduğunuz durumda çıkış yolu bulamaz ve sonu gelmeyen bir ümitsizlik duygusuna kapılırsınız.

Yakın zamanda herhangi bir şeyden dolayı korktuğunuz bir anı hatırlarsanız, tepkinizin buna benzer olduğunu fark edeceksiniz.

Bütün bu tepkiler zihninizin huzursuz olmasından kaynaklanmaktadır. Örneğin, dişçi korkunuz var ise, gitmeniz gereken dişçi randevusunun öncesini veya beklediğiniz doktor raporunu almadan önceki halinizi düşünün.

Zihinsel huzursuzluğunuz, korktuğunuz veya strese girdiğiniz olay geçene kadar devam edip, sizi esir alır. Aklınıza bin tane düşünce gelir, onları bir yandan yok etmeye çalışırken, diğer yandan içlerine daha çok dalarsınız.

Zihniniz, ancak korktuğunuz olay geçtikten sonra sakinleşir ve endişelenmeyi bırakır.

Zihninizin sakinleşmesinin tek sebebi normal haline dönmüş olmasıdır.

Peki, bunu sağlamanın tek yolu korkunun geçmesini beklemek midir?

Tabii ki hayır.

Korku ve endişeyi kontrol altına alıp, yönetmenizi kolaylaştıracak farklı yöntemler mevcuttur. Bunlardan bazılarını sizinle paylaşmak isterim.

1. İçsel kargaşanızı beslemekten vazgeçin.

Konuşmaları ile endişelerinizi daha da artıran kişilerden uzak durun. İnsanlar genellikle kurban rolünü benimseyerek yaşamayı tercih ederler, kötü haberleri daha çok severler ve takip ederler. Felaket tellallığı yapan bu tip insanlardan ve davranışlardan kaçının.

2. Nefes alın

Yoğun stres altındayken hızlı ve kısa nefes alırız, böylece endişeli halimiz daha da yoğunlaşarak devam eder. Halbuki derin nefes alıp, onu daha uzun sürede verirsek, zihnimizin bize oynadığı bütün oyunlara rağmen bedenimiz sakinleşir ve kendimizi daha rahat hissederiz.

Bu nedenle korku, endişe, stres, heyecan gibi durumlarda biraz vakit ayırıp nefesinize odaklanın ve nefes alırken içinizden hızlıca 7’ye kadar sayın, nefesinizi verirken de içinizden hızlıca 11’e kadar sayın. Bunu birkaç defa tekrarlayın, işe yarayacaktır.

3. Pozitif düşünün

Olumsuz düşüncelere daldığınızı fark ettiğiniz an durun ve birkaç derin nefes aldıktan sonra düşüncelerinizi gözlemleyin. Olumsuz düşünmek, içinde bulunduğunuz durumu çözmediği gibi, daha kötü hissetmenize neden olmaktadır. Aklınızdan geçenlerin sadece düşünce olduklarını ve gerçekle bir ilgisi olmadıklarını fark edin. İçinde bulunduğunuz olayın olumsuz yanlarının yerine, iyi yanlarını düşünün.

Her zaman, yaşadığımız her şeyin pozitif bir yönü vardır. Onu bulmaya çalışın ve onu görebildiğiniz için minnettar olun. Böyle davranmak, olaya bakış açınızı değiştirecek, davranışlarınıza olumlu yansıyacaktır.

4. Beyninizin farklı bölümlerini kullanın

Korktuğunuzda veya endişelendiğinizde, duygunuzun şiddet derecesini 1-10 arasında değer vererek belirlemeye çalışın (10 en yüksek seviyedir).
Farz edelim ki içinde bulunduğunuz stresin derecesini 6 olarak belirlediniz. Nefes alarak veya pozitif düşünmeyi tercih ederek, 6 olarak belirlediğiniz korkunuzun gücünü 1’e düşürene kadar devam edin.

Olumsuz duygunuzun seviyesini belirlemeye çalışırken beyninizin farklı bir bölümünü kullandığınız için, ruhunuzu daraltan korku veya endişeden uzaklaşırsınız. Beyniniz düşündüğü için olumsuz duygularınız hafifler ve kendinizi daha rahat hissedersiniz.

5. İçinde bulunduğunuz durumun senaryosunu değiştirin

Kendinizi sizi korkutan olayın içinde hayal edin, ancak bu defa kendinizi sakin, huzurlu ve mutlu olarak düşünün. Diyelim ki katılmanız gereken zorlu bir toplantınız var, kendinizi toplantı ortamında mutlu, sakin, rahat konuşan ve dikkatle dinlenen biri olarak hayal edin. Böyle davranmak üzerinizdeki stresi azaltarak, enerjinizi olumluya dönüştürmenize yardımcı olacaktır.

Son olarak, korkularınız ve endişelerinizle yüzleşin, aksi taktirde gücünüzü sizi aşağı çeken duygularınıza teslim etmiş olursunuz. Korkunuzdan kaçmak yerine, onu anlamaya çalışın ve korkunuzla başa çıkma yöntemlerinizi belirleyin.

Bu esnada, Mindfulness (bilinçli farkındalık), meditasyon veya yoga gibi stres azaltma tekniklerini uygulamak da faydalı olacaktır.

Üstesinden geldiğiniz korkularınız için kendinizi taktir edin, bunu yapmak öz-güveninizi ve kendi gücünüze olan farkındalığınızı artıracaktır.

One Response to KORKU VE ENDİŞEYLE BAŞ ETMENİN YOLLARI

  1. […] nefret, inanç, sevgi, suçluluk, affetme, mutluluk, hayaller, savaş, barış, göç, fedakarlık, korku, cesaret, açlık, eşitsizlik, kadın veya erkek olmak, din, sosyal adalet… saymakla bitmez. Her […]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir