Kötü alışkanlıklarınız var mı? Onların kaçından kurtulabildiniz? Geri kalan olumsuz davranışlarınızdan nasıl kurtulacağınızı biliyormusunuz?

pexels-photo-medium

Hepimizin hayatında sevmediğimiz, ama onlarla uzun zaman yaşayıp alıştığımız alışkanlıklarımız vardır. Sonra gün gelip onlardan kurtulmak istediğimizde, nasıl vedalaşacağımızı bilmeden verdiğimiz mücadelelerin sonucunda oluşan yenilgilerimiz de vardır. Ancak, her yenilgiyi doğru bilgi ve stratejiyle zafere dönüştürmek mümkün.

Siz de, zaman zaman sizi utandıran veya zor durumda bırakan alışkanlıklara sahipseniz, bu yazıyı okumalısınız. Buradan  edineceğiniz bilgi sizi mutsuz eden davranışlarınıza karşı güçlendirecek ve farklı bir bakış açısı verecektir.

Bugün iş dünyasında büyüyen pek çok liderin ilham aldığı “Savaş Sanatı” kitabının yazarı Sun Tzu’ya göre

“Başkasını ve kendini bilirsen sen, yüz kere savaşsan da tehlikeye düşmezsin; başkasını bilmeyip kendini bilirsen bir kazanır bir kaybedersin; ne kendini ne de başkasını bilirsen, girdiğin her savaşta tehlikedesin demektir.”

Bu alıntıdaki “başkası” kelimesini bizi geriye çeken davranışlarımızla özdeşleştirirsek, değiştirmek istediğimiz tüm alışkanlıklarımızla aramızdaki gelgitli ilişkinin nedenini daha iyi anlamış oluruz.

Kötü alışkanlıklarımız enerjimizi çalan, verimliliğimizi azaltan, kendimize olan saygımızı yok eden, bizim görünmeyen düşmanlarımızdır.

Onlara karşı giriştiğimiz her mücadelede başarılı olmak için Sun Tsu’nun da belirttiği gibi hem kendimizi, hem onları iyi tanımamız gerekmektedir.

İsterseniz önce günlük hayatımızı ve işimizi etkileyen kötü alışkanlıklarımızın sebeplerini, onları nasıl edindiğimizi, sonra da sevmediğimiz bu davranış modellerin üstesinden nasıl geleceğimizi öğrenelim.

Ajan Provokatörler

Davranış bilimcilerine göre kötü alışkanlıkların başlıca sebepleri hepimizin hayatında var olan stres ve can sıkıntısı‘dır. Ne var ki her duyguyu da iyi yönetemediğimiz zaman onlardan kurtulmak için hemen kötü alışkanlıklarımıza başvururuz. Mutsuz olduğumuzda yemek yeriz veya içimizdeki boşluğu alışveriş yaparak umutsuzca doldurmaya çalışırız. Böylece zihnimizi stresten ve sıkıcı hayatımızdan uzaklaştırır, aslında var olmayan, ama bizi kısa süreliğine rahatlatan bir ütopya yaratırız. Bu süreçte zihnimiz bizimle işbirliği yaparak, hayatımızın o anki sorunlarına karşı sahte bir gerçeklik yaratmamıza ve hayatı katlanır hale getirmemize yardım eder.

Kısaca söylemek gerekirse, zihin illüzyon yaratarak bize oyun oynar.

Yukarıda söylediklerimi bir testten geçirin isterseniz.

Mesela, sigara içiyorsanız bir haftalığına sigarayı bırakın, aşırı yemek yiyorsanız bir hafta yediklerinizi yarı yarıya azaltın, alışveriş bağımlılığınız varsa bir hafta temel gıda ihtiyacınızın dışında bir şey almayın. Böyle bir karar alırsanız muhtemelen birkaç gün sonra kendinizi mutsuz ve depresyonda hissedersiniz.

Böyle hissetmenizin sebebi, kötü alışkanlıkların yardımı olmadan, zihnimizin o an içinde bulunduğumuz durumun üstesinden nasıl geleceğini bilememesidir. Kötü alışkanlıklar zihnimizi rahatlatarak, hayatımızdaki sevimsiz durumlarla başa çıkmasını kolaylaştırırlar. Mesela, bir yerimiz ağrıdığında, ağrı kesici alınca, ilaç bizi rahatlatıp, “ağrı” gerçekliğinden zihnimizi uzaklaştırır ve o anki durumla baş etmemize yardımcı olur.

Kötü alışkanlıklarımız da aynı şekilde hareket ederek, kısa süreliğine de olsa bizi hayatımızdaki stres ve sıkıcılıktan uzak tutarlar.

Ancak, bu alışkanlıklarımıza ne sıklıkta başvurduğumuza dikkat etmemiz gerekir. Bir alışkanlığa ne kadar uzun süre sahipsek, belirli bir sıkıntımızı bastırmak için onu o kadar çok kullanmış oluruz, bu da kendi gücümüzü alışkanlığımıza teslim etmemize ve zaman içinde ona yenik düşmemize neden olur.

Kötü alışkanlıkların bize ne kadar çok zarar verdiklerini bilerek bırakmayı denesek de, çok defa kısa bir süre sonra başladığımız yere geri döneriz.

Diyet yapıp bir kaç kilo verdikten sonra hepsini tekrar geri alan kaç kişi tanıyorsunuz? Artık sigara içmemeye karar vererek yeniden içmeye başlayan tanıdıklarınız var mı?

Bütün bu başarısız tecrübeler, bizi alışkanlıklarımızı kontrol edemediğimize ve güçsüz olduğumuza inandırırlar. Biz de bu fikri satın alarak, sevmediğimiz davranışlarımızı kabullenir, onları değiştirmek için daha fazla çabalamaktan vazgeçeriz.

Kötü Alışkanlıklarla Savaş Taktiği

Psikiyatrist Judson Brewer’a göre alışkanlıklar tıp dilinde prefrontal korteks olarak adlandıran, beynimizin evrimsel açıdan en genç bölümüyle ilgililer. Bu bölüm plan yapmamıza, konsantre olmamıza ve davranışlarımızı ayarlamamıza yardımcı olmaktadır.

Prefrontal korteks bilinçli kontrolü sağlamaktadır, fakat aynı zamanda stres altındayken beynimizin devre dışında kalan ilk bölümüdür. Bundan dolayı, öfke, korku, panik, can sıkıntısı gibi olumsuz duygular içindeyken eski alışkanlıklarımıza kolayca geri dönebiliriz.

Bu nedenle sevmediğimiz alışkanlıklardan kurtulmak için umutsuzca uğraşmak yerine, alışkanlıklarımıza yenik düştüğümüzde, kendimize kızıp vicdan azabı duymadan, o an bedenimizde ve zihnimizde oluşan reaksiyonlara ve hislere odaklanmamız gerekmektedir.

Mesela, bir sonraki sigaranızı yaktığınızda, onu içerken ağzınızda bıraktığı rahatsız edici tada, üzerinize sinen kokusuna odaklanın. Sigaranızı söndürdükten sonra vücudunuza nasıl etki ettiğine dikkat edin. Bedeninizi dinleyin, size tahmin edeceğinizden daha fazla şey söyleyecektir.

Araba kullanırken okuduğunuz telefon mesajına hemen cevap vermek yerine, neden hemen tepkide bulunmak istediğinizi anlamaya çalışın, bedeninizde ve zihninizde ne hissettiğinize bakın, duygunuzu anlayın ve o an cevap vermekten vazgeçin. Cevap yazma dürtünüzden vazgeçtiğiniz için kendinizi tebrik edin, mutlu olun, en önemlisi de bunu sık sık tekrarlayın. Tüm alışkanlıklar tekrarlarla oluşurlar.

Judson Brewer’a göre kötü alışkanlıklarla başa çıkmanın en etkin yolu kendimizi gözlemlemek, davranış modellerimize ve kötü alışkanlıklarımızı tetikleyen ortamlara ve nedenlere daha dikkatli ve bilinçli yaklaşmaktır.

Sizin vazgeçmek istediğiniz veya vazgeçtiğiniz alışkanlıklarınız var mı? Varsa nelerdir? Bizimle paylaşırsanız seviniriz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir