Mindset Nedir

“Zihin neyi düşünebilir ve inanabilirse, onu başarabilir.” 

Napoleon Hill

Mindset, kişinin belirli bir durum karşısında tepkisini ve davranış şeklini önceden belirleyen mental tavır, tutum ve eğilimidir.

Başka bir ifadeyle Mindset, kendimiz hakkında ve genel anlamda sahip olduğumuz düşüncelerin ve inançların bütünüdür. Bu düşünceler ve inançlar, hayatımızın tüm yönlerini güçlü bir şekilde etkileyen alışkanlıklarımızın oluşmasında etkin rol oynarlar.

Kendimizle ilgili farkında olduğumuz (bilinçte) ve farkında olmadığımız (bilinçaltında) inançlarımız vardır. Böyle inanç farklılıkları durumuna zihinsel uyumsuzluk denir. Bu uyumsuzluk, alışkanlıklarımızı ve değerlerimizi etkilediği için amacımıza ulaşma yolunda bizi engeller.

Bu nedenle, hedeflerimizle uyumlu düşünce ve inanç yapısına sahip olmak çok önemlidir; zira hayata karşı genel tutumumuzu ve mental durumumuzu Mindsetimiz belirler.

Zihnimizin derinliklerinde yatan düşüncelerimiz ve inançlarımız bizi ulaşmak istediğimiz noktaya taşıyan en önemli unsurlardır.

Bunu daha net bir şekilde şöyle açıklayabilirim;

Hepimiz yaşadığımız bütün tecrübeler sonucunda, kendimiz için bilinçsizce bir üst limit belirleriz. Bu üst limit, kendimize ne kadar sevgi, başarı, mutluluk, bereket veya yaratıcılık hakkı tanıdığımızı belirleyen bir nevi iç termostat görevini görür.

Kendimiz hakkındaki düşünceler ve inançlarla oluşturduğumuz bu iç termostat, kilo sorunumuza, ne kadar para kazandığımıza, sağlığımıza, mutlu bir ilişki kurmamıza, arzu ettiğimiz bir sosyal çevrede yaşamamıza varana kadar, hayatımızın her alanında belirleyici faktör olup, gidebileceğimiz en üst sınırı ve mutluluk seviyemizi belirler.

Herkesin kendi inanç sistemine göre ayarlı bir iç termostatı vardır. Sınırlarımızı aşarak hayatta ilerlemek istersek, yapmamız gereken şey termostatın ayarını daha yukarıya çekmektir. Bunu yapmanın tek yolu Mindsetimizi, yani bilinçaltımızda yer alan kendimizle ilgili düşünce ve inanç kalıplarımızı, ve bunların oluşturduğu alışkanlıklarımızı daha iyileriyle değiştirmektir.

Bilim adamları insan beynin içinde yeni yolların yaratılabileceğini ve eski yolların yeniden yönlendirilebileceğini keşfetti.

Nörobilimde buna “Nöroplastisite” adı verilmiştir. Bu özellik, hayatlarının belirli yönlerinden memnun olmayan veya liderlik yeteneklerini güçlendirmek ve öğrenmeye devam etmek isteyen, büyüyen ve gelişen bireyler için son derece güçlü bir araçtır.

Nöroplastisite bilimi, insan beynin birçok yönünün değiştirilebileceğini kanıtlamaktadır.

Mesela, yeni algı ve davranışları benimsememize ve eski problemleri hızlı ve etkili bir şekilde çözmemize yardımcı olabilir.

Bilim, belirli zihinsel ve duygusal egzersizleri yaparak, beynimizi yeniden programlayabileceğimizi göstermektedir.

Örneğin, kendimize anlattığımız bilinçaltı hikayelerini yeniden yazıp sınırlayıcı inançları kaldırmamıza veya ilgi alanımız her ne olursa olsun, bize en başarılı kişilerin Mindsetini oluşturmamıza fırsat verir.

Günlük hareketlerimizi, kendimiz için oluşturduğumuz vizyonla uyumlandıran mental ve duygusal hakimiyete sahip olmamıza yardımcı olur.

Bilimsel keşifler sayesinde “zihinsel programlamalarımız” ve hayatta üstlendiğimiz herhangi bir görevi başarıp başaramayacağımız arasındaki ilişki kanıtlanmış durumdadır. Başarmak veya hayatta ulaşmak istediğiniz şeyleri bir düşünün; daha fazla gelir elde etmek, daha iyi bir aile yaşamı kurmak, becerilerini geliştirmek veya daha sağlıklı olmak…

İçinde bulunduğunuz koşulları değiştirmek için ne yaparsanız yapın, uzun yıllardan beri süren zihinsel şartlanmalarınızın sonucunda oluşan eski alışkanlıklarınızı ve eski “programlamayı” değiştirmediğiniz sürece, hayatınıza getirmek istediğiniz hiçbir yenilik oluşmayacak veya kalıcı olmayacaktır.

Bunun nedeni, insan beyninin varsayılan zaman eğitimi nedeniyle, bireylerin yaşlandıkça Nörolojik Plastisite/Beyin Plastisitesinin azalmasıdır.

Buna örnek vermek gerekirse, şöyle açıklayabilirim; 50 yaşındaki bir insanın 290.000 saatlik zihinsel eğitimden geçtiği tahmin edilmektedir. Bu süreçte hayatımızı yöneten düşünce kalıplarımız, inançlarımız ve alışkanlıklarımız oluşmakta ve köklenmekteler.

Yaşımız ne kadar ilerlemiş olursa, zihnimize yerleşen eski kalıpların yenileriyle değiştirilmesi bir o kadar zaman alır. Bu nedenle, eski ve köklü alışkanlıklarımızın akşamdan sabaha değişmelerini beklemek yerine, azimli ve istikrarlı çalışmak doğru bir hareket olacaktır.