Dün akşam uzun yıllar sonra Tarkan’ın konserine gittim. Tek kelime ile muhteşemdi! Kendisini daha önce de belirli aralıklarla canlı seyretme fırsatını bulmuştum, ama dün akşamki performansı, sahne düzeni, ışıklandırma, ses düzeni, seyircisi ile iletişimi, kısaca her şey dünya standardındaydı. Yurt dışında defalarca dünya starlarını seyretme fırsatını buldum ve rahatlıkla söyleyebilirim ki Tarkan, yıllar içinde sahnede devleşerek kendisini çok farklı konumlandırmayı başardı. Karizması ve sahne kişiliği ile bu kadar büyük bir dinleyici kitlesini avucunun içine alarak, konserini bir sevgi seline dönüştürmesi bir tesadüf olamaz. Sahne aldığı her gece Harbiye Açıkhava Tiyatrosunu hınca hınç doldurarak, her yaş ve sosyo-ekonomik grubundan insanları tek ses ve tek yürek haline getirerek, 4000 kişilik koro eşliğinde şarkılarını söylemek her sanatçıya nasip olacak bir durum değildir.

Konserden sonra Onu diğerlerinden farklı kılan nedir diye düşündüm. Her sanatçının kendine has bir dinleyici kitlesi vardır, ama Tarkan bu kadar geniş dinleyici yelpazesine ulaşabilen ender sanatçılardan biridir. Bu farklılığın nedeni nedir?

Tarkanı iş dünyasından bir “marka” olarak düşünürsek, güçlü yönlerini iyi bilen, kendini buna göre konumlandıran ve iletişimini bu doğrultuda yapan biri olarak tanımlayabiliriz. Bir “marka” olarak hedef kitlesine vaat ettiği şeyi her seferinde kalitesini yükselterek vermektedir.

İnsanların yaşadıkları tecrübeler marka sadakatini oluşturan en büyük etkendir. Müşterilerin yaşadıkları şeyler, sizinle tekrar iş yapıp yapmayacaklarını veya sizden ürün alıp almayacaklarını belirlemektedir. Sizinle ilgili yaptıkları paylaşımlar, ürününüz veya markanız ile ilgili algıyı yönetmekte, dolayısıyla da marka değerinizi oluşturmaktadır. Sonuçta, ya rakiplerinizden kalitenizle ve tutarlılığınızla ayrışırsınız, ya da diğerlerinden biri olursunuz.

Bütün büyük markaların bir amacı ve buna uygun bir tutumu vardır. Bu amaç ve tutum, tüketicilerde paylaşmak isteyecekleri hikayelere dönüşürler. Bu hikayeleri, müşterilerin kişisel tecrübeleri oluştururlar ve hoşunuza gitse de gitmese de, bunlar son derece kişisel tecrübelerdir. Ne var ki, siz, bir marka, bir organizasyon, bir lider veya bir çalışan olarak hedef kitlenizin yaşamak ve paylaşmak isteyeceği tecrübeleri belirleyebilecek güçtesiniz.

Bir markayı bir ikona dönüştüren şey tutku’dur.

Her he kadar güçlü bir strateji belirlerseniz belirleyin, bu dönüşümü sağlayan asıl şey içinizdeki tutkudur, markanızın veya sunduğunuz hizmetin arkasındaki NEDEN’dir. Ancak yaptığınız işin arkasındaki Neden’nin oluşturduğu itici güçle kendinizi ve markanızı güçlü, istenilen ve güvenilir bir konuma getirebilirsiniz.

Tarkana geri dönersek, başarısının arkasındaki nedenin; dinleyicisini merkeze koyarak, yaşatmak istediği sihri her seferinde kendisini yenileyerek ve geliştirerek vermek olduğunu düşünüyorum.

Yolu açık olsun!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir