İnsanları birbirinden farklı kılan şey nedir? Neden bazıları daha şanslı, deyim yerindeyse “tuttuğu altın oluyor” da, bazıları hep kaybedenler liginde?

Bunun cevabını birkaç gün önce seyrettiğim HUMAN (İNSAN) adlı belgesel filminin satır aralarında bulabilirsiniz. Dürüst olmam gerekirse, çok özel bir konu olmadıkça belgesel filmlere düşkünlüğüm yoktur. Ancak, bu film pek çok açıdan özel sayılır. Her şeyden önce konusu çok özel; İnsan ve insana dair her şey. 60 ülkeden farklı kişilerle görüşülerek, ruhumuzun derinliklerinde yatan ve bizi insan yapan pek çok duyguyu ve konuyu işlemişler; aşk, nefret, inanç, sevgi, suçluluk, affetme, mutluluk, hayaller, savaş, barış, göç, fedakarlık, korku, cesaret, açlık, eşitsizlik, kadın veya erkek olmak, din, sosyal adalet… saymakla bitmez. Her insanda farklı bir olayın izlerini görüyorsunuz. Bir sürü çarpıcı ve sarsıcı hayat hikayeleri dinliyorsunuz ve pek çok iz bırakan ana ortak oluyorsunuz. Bütün anlatımlar yerden ve havadan yapılmış çekimlerle ortaya çıkan olağanüstü görsellerin ve Armand Amar’ın muhteşem müziği eşliğinde sunulmuşlar.

Film tek kelimeyle nefes kesici! Beni başından sonuna kadar ekran karşısında çakılı kalmış gibi tutan çok az film vardır, HUMAN onlardan biri. Üstelik filmin yapılış amacı da özel; bizleri faklı kültürden insanlarla tanıştırmak, onların hayatına tanık olmak, insanlığın yaşadığı sorunlara ışık tutmak, temelde insan olmanın ne olduğunu ve aslında hepimizin aynı korkuları, aynı sevgiyi ve aynı özlemleri yaşadığımızı göstermek diyebiliriz.

Bu anlatımla filmi satmaya çalışan biri gibi göründüğümün farkındayım, ama amacım bu değil. HUMAN’ı bugüne kadar görmediyseniz lütfen seyretmeye çalışın, çünkü filmden sonra hayata aslında ne kadar farklı bir anlam yüklediğinizi, kendinizi önemsiz şeylerle ne kadar örselediğinizi anlayacaksınız. Kendinize ve yaşamınıza karşı bakış açınız değişecek.

Sizinle Birleşmiş Milletlerin ve Dünya Bankasının dünya insanlarının refah düzeyine ilişkin bazı istatistiki bilgileri paylaşmak isterim.

2013 istatistiklerine göre;

Dünya nüfüsunun %10’u günde 1.9 $ ile yaşamaya çalışmakta. (Bugünkü çapraz kurdan hesaplarsak ayda 216 TL’ye denk gelir)

Dünya nüfusunun %80’i günde 10 $’dan az bir gelirle geçinmekte.

Dünya nüfüsünün ¼’ü elektriksiz yaşamakta.

Gelişmekte olan ülkelerde 1.1 milyar insan sağlıklı su kaynaklarına ulaşamamakta.

2.6 milyar insan temel sıhhi koşullarından yoksun.

Sizinle paylaştığım bu rakamlarla kendi yaşam koşullarınızı karşılaştırın lütfen. Eğer sokakta yaşamak yerine sıcak ve çatısı akmayan bir eviniz, elektriğiniz, musluktan akan suyunuz ve yiyeceğiniz varsa, sadece bu en temel şartlar bile, sizin dünya nüfusunun “ayrıcalıklı” %10’luk diliminin içinde olduğunuzu gösterir. Bu yazıyı okuyorsanız bir bilgisayarınız veya akıllı cep telefonunuz var demektir. Bir arabanız varsa, bu sizi daha da yukarıya taşır. Kendi geçiminizi sağladıktan sonra, herhangi bir sosyal sorumluluk çalışmasında veya bağışta bulunuyorsanız, yaşam koşullarınız çok daha iyi demektir.

Varlık bilinciniz ve siz

Kendi şartlarınıza farklı gözle bakarak sahip olduklarınızın farkına varmanız, varlık bilincinizi güçlendirmeniz açısından çok önemli. Bu bir zihinsel eğitim sürecidir ve düzenli çalışma ve zaman ister. Yıllara dayanan yokluk bilincimizin yerine bolluk bilincini öne çıkarmamız için elimizdekilerin farkına varmamız gerek. Bu farkındalığı geliştirerek, beynimizde yer alan ve duygularımızı tetikleyerek bizi motive eden, düşüncelerimizin eyleme dönüşmesini sağlayan ve limbik sistemimizin orta kısmında bulunan ödül devresini tetiklemiş oluruz. Kim hayatında sahip olduğu iyi şeylerin daha fazla olmasını istemez ki?

Bu alandaki bilişsel hazırlığımızı hızlandırmak için hayatın bize vermediklerinden çok, verdiklerine odaklanarak beynimizin de odağını kaydırırız ve böylece kendimize çekmek istediğimiz iyi tecrübelerin, olayların, insanların ve maddelerin arayışına geçmesini sağlayabiliriz.

Hepimiz bardağın yarısı boş, yarısı dolu deyimini biliriz, öyle değil mi? Bardağın sadece boş veya sadece dolu kısmına bakmak bize bir yarar sağlamaz. Bardağın tümüne odaklanıp, dolu kısmı için minnettar olmamız, boş kısmı için ise çalışmamız ve gelişmemiz gerek; kendimize nasıl yatırım yapmalı, ne öğrenmeli, hangi becerileri kazanmalı veya hangi kişisel özelliklerimizi parlatmalıyız… Kısacası, bardağın tümüne bakıp, dolu kısmında hayatın bize sunduğu fırsatları görerek teşekkür etmeliyiz ve boş kısmını doldurmak için harekete geçmeliyiz.

Bir yıllık refah istiyorsanız, tohum yetiştirin.

On yıllık refah istiyorsanız, ağaçları büyütün.

Bir ömür boyu refah istiyorsanız, kendi değerinizi geliştirin.

                                                                                       Çin Atasözü

One Response to VARLIK BİLİNCİYLE İNSAN OLMAK

  1. […] olmak, beynimizde bulunan ve haz alma duygusunu kontrol eden Ödül devresini harekete geçirir. Yaptığımız şeyden haz almak, davranışlarımızı tekrarlamamız için […]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir