Hayatımızdaki başarıları  ve başarısızlıkları direkt olarak etkileyen, tüm duygusal sorunlarımızın en temel inancı olan “Yeterli Değilim” olduğunu biliyormusunuz?

İnsanların, hayatları boyunca en çok mücadele ettikleri ilk 10 sınırlayıcı inancın listesi yapılsa, “Ben Yeterli Değilim” tartışmasız ilk sıraya oturacak niteliktedir.

Bugün dünya nüfusunun %80’inden fazlası kendisini yetersiz hissetmekte ve bu duygu etrafında hayatını kurgulamaya çalışmaktadır.

Siz kendinizi yetersiz hissettiğiniz mi hiç? Ben hissettim, hatta hayatımın bir dönemi bu sarmalın içinde geçti diyebilirim. Ancak, seneler evvel destek alarak bu inancımın üstesinden gelmeyi başardım ve şimdi, aynı şeyi ben de sizin için yapmak istiyorum. Ancak, biraz sabırlı olun ve okumaya devam edin lütfen.

Kendimizi neden yetersiz hissederiz?

Yetersiz olduğumuzu içselleştirmemiz çocukluğumuzla başlar.

Çocuk yaştayken güvende olmanın ve sevilmenin kontrolünü sağlayabileceğimize inanırız. Bu nedenle çocukluğumuzda bize kötü davranıldığında veya sevilmediğimizde, yapılan hareketten kendimizi sorumlu tutarız. Başımıza gelen her şeyi hakkettiğimizi ve iyi olmadığımızı düşünerek, kendimizi eksik ve yetersiz hissederiz. Hatta bizimle ilgili olmasa bile, aile içinde gelişen olaylardan kendimize pay çıkartırız.

Yaşadığımız dünya ve insanların davranış şekilleri hakkında hiç bir bilgimiz olmadığı için, taze beyinlerimiz son derece kolay etkilenir ve çevrenin bizimle kurduğu iletişime göre kendimiz hakkında fikir oluştururuz. Zaman içinde kendimizi başkalarıyla kıyaslamaya başlarız, kendi değerimizi görmezden gelerek, başkaların başarılarına veya sahip olduklarına özeniriz.

Bu sınırlayıcı inanç bilinçaltımızın o kadar derinine yerleşir ki, yetişkin yıllarımızda yaşamımızı dizayn ederken, Ben yetersizim! inancının kumandayı ele aldığının ve mindsetimizi (kendimizle ilgili düşünce ve inanç kalıplarımızı) oluşturduğunun farkına bile varmayız.

Ben yeterliyim! mikro nöro-egzersiz

iamenoughMikemmeliyetçi tavırlarla kendimize eziyet etmek yerine, işin temeline inerek, kendimizi tekrardan sevmeye başlamamız gerek. Doğduğumuzda her türlü önyargıdan uzak, aileye katıldığı için sevinilen prens veya prensestik. Yaşayacağımız hayat için potansiyelimiz tam, aldığımız sevgi eksiksizdi.

Bundan sonraki yaşamımızı daha mutlu ve tatmin olmuş olarak yaşamak istersek, bugünden itibaren eski ayarlarımıza dönmek için kendimize olan inancımızı ve öz-değerimizi yenilememiz gerek.

Size bu değerleri geri kazanmanıza yardımcı olacak bir mikro nöro-egzersiz önerim var:

Duvarınıza, banyo aynanıza, hatta evin tüm aynalarına, evin farklı yerlerine, çalışma masanızın, buzdolabınızın üstüne, telefonunuza veya bilgisayarınıza kısacası sizin için neresi uygunsa, her zaman defalarca görebilecek şekilde BEN YETERLİYİM! yazın. Bu yazıyı her gün, özellikle de sabah kalkar kalkmaz görmeniz çok önemli. Ayrıca, gün içinde kendinize yüksek sesle Ben Yeterliyim! deyin. Bunu bir alışkanlık haline getirmeniz, yeni inancın, eskisinin yerini alma sürecini hızlandıracaktır.

“Egzersiz bu mu yani?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Kulağa çok basit geliyor değil mi? Güzel tarafı da bu zaten; uygulanması kolay, ama Psikolojide “Cognitive Priming” olarak adlandırılan bilişsel hazırlamayı etkin bir şekilde uygulamaktadır.

Nörobilim, insan beyninin imgelerle daha kolay şekillendiğini ispat etmektedir. Nörolojik çalışmalara göre, görme duyumuzu kullanarak bilinçaltımıza daha çabuk ulaşırız. Gördüğümüz imgeyi sözlerle desteklediğimizde, diğer duyu organlarımızı (duyma-konuşma) da devreye soktuğumuz için, bilinçaltına ulaşmamız daha da kolaylaşmaktadır.

“Ben son derece başarılıyım, işim iyi, ideal kilodayım, sağlığım mükemmel, ilişkilerim olağanüstü; böyle bir şey yapmama gerek yok” diyebilirsiniz, ama yalnız yaşamadığınızı hatırlayın lütfen. Kendiniz için olmasa bile, bu uygulamayı hayatınızı paylaştığınız eşiniz, çocuklarınız, sevgiliniz veya arkadaşlarınız için yapın. Onların, sizin kadar tam ve mutlu hissetmiyor olabileceklerini göz önünde bulundurarak, destek olmak isteyebilirsiniz. Ayrıca, denemekle ne kaybedersiniz ki?

Size her daim YETERLİ olduğunuzu hatırlatan bu yazıyı evinizde veya işyerinizde bulundurmanız karşılığında, bir süre sonra elde edeceğiniz sonuçlara hayretle bakabilirsiniz.

Ben bunc20161122_160546_1479820016846_resized-3a yıl sonra bile bu yazıyı etrafımda görmeyi seviyorum ve mindset koçluğu yaptığım tüm danışanlarıma tavsiye ediyorum.

Resimde gördüğünüz şey, evimdeki banyo aynasının üstündeki yazıdır. (Siz de benim gibi beyninizle ingilizce daha kolay iletişim kuranlardansanız, I Am Enough! yazabilirsiniz.)

Olumsuz bir inancımızı değiştirirken genellikle önce durumumuzu idrak ederiz. Sonrasında, aklımızın ve kalbimizin aynı şeyi söylemesi için duygusal varlığımız devreye girer. Hayatımızda yapacağımız her değişimin başarılı ve kalıcı olması için bu sürecin yaşanması gerekmektedir.

Bize hizmet etmeyen bir düşünceyi aklımızla idrak etsek bile, duygusal olarak anlayıp, kendimizi bu negatif kodlamadan kurtarmak için ciddi emek vermemiz gerek. Bu nedenle, egzersizi uygularken sabırlı ve istikrarlı olmak büyük önem taşımaktadır.

Konu ve egzersizle ile ilgili görüşlerinizi ve tecrübelerinizi paylaşmanızı rica ederim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir